X KAPAT
X KAPAT
Karabük'e Hoşgeldiniz... Karabük Seni Bekliyor! Hemen üye olun veya giriş yapın...
Facebook İle Oturum Açın
veya
Şifremi Unuttum
Kayıtlı Değil misiniz? Hemen Hesap Oluşturun

Karabük Tarihi

Karabük Kentinin Tarihçesi

Şehrin oluşumu, Zonguldak kömür yataklarına yakınlığıyla ve tren yolu ağının varlığıyla, demir çelik endüstrisine paralel olarak küçük sanayi ve yan sanayinin gelişmesi ile yaşanan hızlı nüfus artışı ile başlamıştır.

1937 yılında Safranbolu’ya bağlı Öğlebeli Köyünün, 13 hanelik bir nüfusa sahip mahallesi olan Karabük 1935 yılında Ankara-Zonguldak demiryolunun açılması ile, bir istasyon adı olarak ilk kez Devlet Demiryolu haritasında Cumhuriyet tarihinde adı görülmeye başlar. Karabük’ün kuruluş öyküsü aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizde endüstrileşmenin öyküsü ile eş zamanlı bir anlatımı konu alır. 3 Nisan 1937 yılında büyük önder Atatürk’ün direktifleri ile zamanın başbakanı İsmet İnönü tarafından Demir-Çelik Fabrikasının temeli atılır. Böylece Karabük’ün adını Türkiye ve daha sonra dünyaya duyuracak olan süreç başlamış olur.
Ağır sanayi kuruluşu olarak, Demir-Çelik Fabrikasının üretime geçmesi ile hareketlilik kazanan Karabük’te kısa zamanda köyden kurtuluşu sağlayan şehirleşme süreci başlamıştır. Bir beldenin şehirleşmeye başladığının en güçlü göstergesi o beldede kamu hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlayacak belediye teşkilatının kurulmasıdır. 1935 yılında demiryolunun beldeden geçmesi ile yavaş yavaş nüfus çekmeye başlayan Karabük, nihayet 1939 yılında bir belediyeye kavuşmuştur. 1941 tarihinde Aktaş nahiyesi köy haline dönüştürülürken, Karabük nahiye yapılmıştır. Karabük adına 1940 nüfus sayımında rastlanılmamaktadır. Karabük adına ilk yer veren nüfus sayımı 1945 yılına aittir bu nüfus sayımında bir nahiye olarak Karabük’ün nüfusu 10.682 kişi görülmektedir. Karabük 1950 nüfus sayımında da kayıtlara, Safranbolu’ya bağlı bir nahiye olarak geçmiş ve nüfusu iki misli artarak 21.238 kişi olmuştur. Karabük’ün bu ve buna bağlı yıllarda nüfusu hızlı olarak artış gösterirken, 6068 sayılı yasa ile 3 Mart 1953 tarihinde ilçe haline getirilmiştir. Karabük’ün bir ilçe olarak adı ilk kez 1955 nüfus sayımında geçmiş, bu yılda yapılan nüfus sayımında kent nüfusu (merkez) 15.624 kişiye yükselmiştir. Yurdumuzda demir çelik ağır sanayinin yayılmasına, gelişmesine öncülük eden ve okul ödevini gören Karabük, 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 6 Haziran 1995 tarihinde 78. İl olarak Türkiye siyasi haritasında yerini almıştır. İlçeleri Safranbolu, Eskipazar, Eflani, Ovacık ve Yenicedir.

Yörenin Tarihi

Tarih Öncesi Dönemde Karabük ve Çevresi

Karabük ve çevresinde, yörenin yazısız kültür dönemini aydınlatacak çok sayıda höyük ve tümülüs olmasına karşın, bilimsel anlamda herhangi bir arkeolojik kazıya konu olmaması bu konudaki açıklamalarda bir bilgi boşluğu yaratmaktadır. Ancak, Ovacık ve Eskipazar ilçelerinde yapılan arkeolojik yüzey araştırmalarına bakılacak olursa, Karabük ve çevresinin en eski yerleşmesi Eskipazar İlçesindeki “Yazıboy” köyüdür. Burada bulunan bir höyüğün, ilk Tunç Devri (M.Ö. 2500) olarak yerleşmeye konu olması, İl sınırları içinde Eskipazar'ın önemini artırmaktadır.

İlkçağ'da Karabük ve Çevresi

İlkçağ'da Karabük, Hititlerden başlamak üzere Frig, Helenistik Krallıklar ve Roma döneminde geniş çaplı olarak yerleşmeye konu olmuştur. Karabük'ün, Hititler döneminde yerleşmeye konu olan ilçesi Eflani'dir. Hitit metinlerinde kentin en eski adının Haluna (Yün) olarak geçtiği bilinmektedir. Ovacık'ın Kışlaköy'ü, Frigler döneminde yerleşmeye konu olmuştur. Burada bulunan Hesem Değirmeni'nin kapısındaki yapıtaşının Frigler dönemine ait olduğu sanılmaktadır. Helenistik Krallıklar döneminde özellikle Eflani, yerleşmeye konu olmuştur. Helenistik Krallıklardan Bitinler, Roma'nın Batı Karadeniz Bölgesini (Paflagonya) ele geçirmesini önlemek için Eflani'de üs oluşturulmuş ve bölgenin savunmasını buradan gerçekleştirmişlerdir (M.Ö. 70). Eflani'nin tarihte bilinen ikinci adı Bitinya Kralı Nikomedes'in oğlu Phylomenes'ten dolayı, “Phylomenes Yurdu” olarak bilinmektedir.

İlkçağın son Devleti olan Roma, M.Ö. 1, yüzyılda Anadolu'ya girince önem verdiği yerlerden birisi de Batı Karadeniz Bölgesi olmuş, bölgenin ormanları ve madenlerini emperyalist bir politika izleyerek kendi çıkarları doğrultusunda kullanmayı bilmiştir. Roma'nın bu amaçlarla Karabük İli sınırları içinde kurduğu en önemli kentler Eskipazar sınırları arasında yer almaktadır. Bunlar, Hadrianapolis ve Kimistene adı ile anılan yerleşme alanlarıdır. Bunun yanı sıra Karabük'te Bürnük Köyü, Üçbaş Köyü, Bulak Köyü; Ovacık'ta Pürçükören Köyü, Roma Dönemi kalıntıları ile adeta tarihi tanıklık yapmaktadırlar. 

Antik devirde Paflagonya denilen bölge sınırları içerisinde yer alan Karabük ve çevresinde yerleşmeler erken bronz (tunç) çağda başlamış, geç bronz çağa gelindiğinde ise yerleşimlerin hem yoğunluklarında hem de boyutlarında önemli bir artış meydana gelmiştir. Hitit başkenti Hattuşa’da bulunmuş çok sayıdaki çivi yazılı metinlerden bu bölgedeki dağların Hitit Devleti’nin sürekli düşmanı olan kavgacı Kaşka Halkı’nı barındırdığı bilinmektedir. Bu nedenle güney Paflagonya bölgesinde geniş bir alana yayılmış pek çok höyük tespit edilmiştir. Bu höyüklerin hepsi stratejik noktalarda yer alırlar ve doğal su kaynakları ile verimli topraklara çok yakındırlar. Paflagonya toprakları üzerindeki tümülüslerin pek çoğu kaçak olarak kazılmış bulunmaktadır. Bu nedenle tümülüsleri tarihlendirmek zordur ancak kazılmış tümülüslerden çıkan malzemeye dayanarak en erkeni Friğ’den başlamak üzere Helenistik hatta Roma Dönemi’ne kadar uzandığı söylenebilir.

Karabük ve çevresi, Hititlerin; M.Ö. 1200 tarihinde yıkılmasından sonra sırasıyla Firik’lerin Kimmer’lerin, Lidyalıların ve Pers’lerin egemenliği altına girmiştir. M.Ö. 64 yılında Pontus Kralı Mithridates Evpator’un yenilmesi üzerine Paflagonya bölgesi Romalıların eline geçmiştir. Roma Dönemi’nde Eskipazar İlçesinde Hadrianapolis ve Kimistene antik kentleri önemli birer yerleşim merkezi olmuştur. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Karabük ve çevresinde bu defa uzun sürecek bir Bizans Dönemi başlamıştır. Bizans döneminde Eskipazar ve Safranbolu birer piskoposluk merkezi olarak yörede etkin dinsel yerleşim alanları durumuna gelir.

Malazgirt Savaşı Öncesi Türk Yerleşmesi

Türkler, 1071 Malazgirt Savaşı öncesinde de Anadolu'ya değişik amaçları gözeterek gelmişler ve yerleşmişlerdir. Özellikle, Kuzey Türklüğü olarak tarihte bilinen bu Türk kitleleri içinde Oğuzlar olduğu gibi Kipçak, Peçenek gibi diğer Türk kavimleri yer almaktadır. Daha sonra çeşitli nedenlerle Bizans'ın emrine giren bu Türk kavimleri, bu devletin izlediği iskan siyaseti, Anadolu'nun çeşitli kısımlarına yerleştirilmişlerdir.

Yer adlarından (Toponimi) yola çıkarak yapılan yorumlamalar sonucunda Eskipazar'da Tamışlar Köyü'ne adını veren Tamış, Bizans'ın emrinde bir Oğuz Beyi olup, saptamalara göre, Malazgirt Savaşı'nda Selçuklu ordusuna karşı savaşırken, giysilerde kullanılan renk ve dil benzerliklerinden dolayı kısa zamanda saf değiştirmiş, Selçukluların tarafına geçmiştir.

Malazgirt Savaşı öncesinde yöremizde görünen ve yerleşen ikinci Türk kavimi Kıpçaklar oldu. Kıpçaklar kitleler halinde Safranbolu ile Eflani arasındaki topraklara yerleşmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet, XV. Yüzyılın ikinci yarısında Amasra'yı fethedince, kentte bulunan Cenevizlileri İstanbul'a gönderirken, Eflani'de yaşayan Kıpçakları da Amasra kentine sürmüştür. Bugün Amasra'da özellikle ağaç işlemeciliğinde çok ünlü olan bu insanlar, Kıpçak Türklerinin torunlarıdır. Kıpçak lehçesi ile ilgili araştırma yapacaklar için Eflani-Bartın arası ve Amasra bu açıdan önemli araştırma malzemesi sunmaktadır.

Anadolu Selçuklu Dönemi

1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkler Anadolu içlerine doğru hızla ilerlemeye başladılar. 1075’ de İznik’i ele geçirerek Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Süleyman Şah’ın komutanı Emir Karatekin Çankırı’yı fethettikten sonra Karabük ve çevresindeki kentlere yönelmiş ve 1084 tarihinde Ovacık, Eskipazar, Eflani ve Safranbolu’yu ele geçirmiştir. Bu tarihten sonra ele geçen bu topraklar Bizans ve Türkler arasında el değiştirmiştir. 1186 tarihinde Anadolu Selçuklu Devletini 11 oğlu arasında bölüştürmüştür. Bu tarihten itibaren özellikle Melik Ruknettin, II. Süleyman Şah, Muhittin Mesut ve Gıyasettin Keyhusrev Selçuklu sınırlarını genişletmiştir. 1196 tarihinde Ankara Meliki Muhiddin Mesut Kastamonu taraflarında Bizanslılarla bir buçuk yıl savaştı. Safranbolu kalesini dört ay mancınıklarla kuşattıktan sonra fethetti. Safranbolu kalesinin alınmasıyla Türkler yöreye hukuken de egemen oldular ve kalenin “Dadybra” olan adını “Zalifre” olarak değiştirdiler. Bölge sınır olması sebebiyle Selçuklu-Bizans arasında sık sık el değiştirmiş ve tekrar Türklerin eline geçmesi 1213 yılına rastlamaktadır.

Osmanlı Dönemi

Bölgede sırasıyla; Çobanoğlu Beyliği, Umuroğulları Beyliği, Candaroğulları Beyliği, hüküm sürmüştür. 1326 yılından, Safranbolu’nun Osmanlı egemenliğine geçtiği 1416 yılına kadar, taraflar arasında birkaç kez el değiştirdiği görülmektedir. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı sonrasında Karabük ve çevresi İsfendiyaroğulları Beyliğinin eline geçer. Fetret Dönemi sonunda Çelebi Mehmet tarafından 1416 yılı itibariyle Osmanlı egemenliğine tamamen geçmiştir. Karabük ve çevresi kesin olarak Osmanlıların eline geçmesiyle Bolu sancağına bağlanmıştır. 1694 tarihinde Bolu Sancağı kaldırılınca Voyvodalık haline getirilmiş ve 1694 tarihindeki bir Hatt-ı Hümayunla yeni oluşturulan Viranşehir Voyvodalığına bağlanmıştır. 1811 tarihinde Viranşehir Voyvodalığı kaldırılarak Viranşehir Sancağı durumuna getirilmiştir. Sancağın yönetim merkezi ise Safranbolu idi. Karabük ve çevresi Milli Mücadele yıllarında uzun bir süre Kastamonu’ya bağlı kalmıştır. Karabük ve çevresindeki olaylar bu dönemde Safranbolu merkezli olarak gelişmiştir. 1. Dünya Savaşı sırasında tümü Karabük, Safranbolu, Eflani ve Ulus askerlerinden oluşan 42. Alaydan Çanakkale cephesinden 7 ya da 8 kişi geri dönebilmiştir. Kurtuluş Savaşında, Kuvayi Milliye’nin deri ve ayakkabı ihtiyacı büyük ölçüde Safranbolu’dan karşılanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi

Karabük ili, dünyanın çok az yerinde rastlanacak zenginlikte bir kültür mirasına sahiptir. Tespit edilebilen 21 adet arkeolojik alan, 5 adet Kentsel Sit Alanı, 4 Adet Doğal Sit Alanı, 1417 adet tescilli eser, 693 adet yazma eser, 1088 adet basma eser, 32 adet tümülüs, 4 adet höyük, 100’den fazla kaya mezarının yanında, tescili yapılmamış envanterleşmemiş binlerce kültür varlığına sahiptir.

Bugünkü Karabük, Safranbolu’ya bağlı Öğlebeli köyünün 13 haneli bir mahallesi iken 1934 yılında Ankara-Zonguldak demiryolunun açılması ile birlikte istasyon adı olarak ilk kez Devlet Demiryolları haritasında görülmeye başlar. Karabük’ün kuruluş öyküsü, aynı zamanda Cumhuriyet tarihimizde Endüstrileşmenin öyküsü ile eş zamanlıdır. 3 Nisan 1937 de büyük önder ATATÜRK’ ün direktifleri ile zamanın Başbakanı İsmet İNÖNÜ tarafından Demir-Çelik fabrikalarının temeli atılır ve bu tarihten itibaren ülkenin sanayileşme sürecinde yerini alır. Karabük 1939 yılında Belediye, 1941 yılında Nahiye olur. 3 Mart 1953 yılında 6068 sayılı yasa ile ilçe haline gelir. Cumhuriyet kenti Karabük 550 sayılı kanun hükmünde kararname ile 6 Haziran 1995 tarihinde 78. İl olarak Türkiye idare sistemindeki yerini alır.

Cumhuriyet Dönemi

Karabük ili, dünyanın çok az yerinde bulunabilen zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Belirlenmiş 21 arkeolojik sit alanı, 5 Kentsel Sit Alanı, 4 Doğal Sit Alanı, 1417 tescilli eser, 693 el yazması, 1088 matbu eser, 32 tümülüs, 4 höyük ve 100'den fazla kaya mezarı bulunmaktadır. Tescil edilmemiş ve envanteri yapılmamış binlerce kültür varlığına sahiptir.

Bugünkü Karabük, Safranbolu'nun Hoşbeli köyünde, 1934 yılında Ankara-Zonguldak demiryolunun hizmete girmesiyle 13 haneli bir mahalle iken, Devlet Demiryolları haritasında ilk olarak istasyon adı olarak karşımıza çıkıyor. Karabük'ün kuruluş hikâyesi de Cumhuriyet tarihimizdeki Sanayileşme hikâyesi ile eşzamanlıdır. 3 Nisan 1937 tarihinde ulu önder ATATÜRK'ün direktifleri ile dönemin Başbakanı İsmet İNÖNÜ tarafından Demir-Çelik fabrikalarının temeli atılmış ve bu tarihten itibaren sanayileşme sürecinde yerini almıştır. Ülkenin. Karabük 1939 yılında belediye, 1941 yılında da bucak olmuştur. 3 Mart 1953 tarihinde 6068 sayılı kanunla ilçe olmuştur. Cumhuriyetin şehri olan Karabük, 6 tarihinde 78. il olarak Türk idari sisteminde yerini almıştır. Haziran 1995, 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile.